omer-karanlik-profil5833
hidrojen kütlesi= 1,00794 u ± 0,00001 u
helyum kütlesi= 4,002602 u ± 0,000002 u
burtay-mutlu-shibumi-tr1695
Devam yerine ayrı bir başlık açmış olmak daha iyi olmuş... :-) "Sapyoseksüel sosyopat" bir konu gibi bu ... :-)
1) Güneşteki hidrojen miktarı azaldığında, onun görevini helyum devralacak.
Gerçi birleşen helyum atomlarından, daha büyük atomlar oluşuyor ama ağırlık şu an hidrojende...
Ama görevi güneşe daha sonra yakıt olmaktan ziyade, ara mamul olmak gibi bir şey sanırım.
(Yanlış hatırlamıyor isem; kırmızı dev aşamasında kütle çekim kuvveti, iç basınçtan güçsüzleştiğinde, helyum aktifleşmeye başlıyor. Gene hidrojen yüzdesi yüksek ama iç basınç meselesi nedeniyle sanırım helyuma geçiyor öncelik. (Basınçla, üretilen parçacığın atom büyüklüğü arasında ilişki var mı?)
2) Yakıtı enerjiye çevirerek kütlesinden kaybeder. Pratikte ikisi de aynı şey...
Ancak bu noktada, önceki konuda belirttiğim gibi; "salt parçacık kütles"i olarak değil, "parçacık kütlesinin bileşiminde algılanan, parçacık momentumunundan" da kaybettiğini düşünüyorum...
Üçüncü bir nokta; güneşimiz ve çevresindeki gezegenler, 5,5-6 milyar yıl evvel patlamış daha büyük bir yıldızın kalıntılarından doğmuştur...
Özellikle atom ağırlığı olarak "demir sonrası" atomlar, bu yıldızın fırınından çıkmadır.
Bu yıldızın patlaması ile ortalığa saçılan hidrojen miktarını tekrar düşünürsek, güneşteki yakıt sürecinin, salt "biri bitince, diğer başlıyor" şeklinde değil, "ara geçişli" olduğuna hükmetmek daha mantıklı gibi.
hakan-k9304
1) Füzyon İle Helyuma Dönüştükten Sonra Bir İşlevi Kalmaz.
Ortaya Çıkan Enerji Foton Olarak Çevreye Yayılır. Güneş Enerjisi Budur.
2) İkisi Aynı Şey. Ama Eş Anlamlı Değiller.
burtay-mutlu-shibumi-tr1695
Gerçi bilgimin kaynağı burası değil ama benzer...
..."Enerji üretemediği için çökmeye engelleyemeyen çekirdek bir süre sonra o kadar sıkışır ve sürtünmeden dolayı o kadar ısınır ki, 100 milyon dereceye ulaşmış olan çekirdeği çevreleyen helyum kabuk, tıpkı hidrojenin bir zamanlar yaptığı gibi enerji üretmeye başlar.
Artık helyum atomları birleşerek Karbon oluşturuyordur. Bu sırada çökme süreci devam ederken ısınan yıldızın dış katmanları da genişlemeye, yıldız daha az yoğun ama daha büyük bir hale gelmeye başlamıştır. Bu yetmezmiş gibi, çekirdekteki helyum reaksiyonu, dış katmanların daha da ısınıp çok daha fazla genleşmesine neden olur.
Artık ömrünün güzel günlerini geride bırakan yıldızımız eski boyutlarından neredeyse 100 kat daha büyüktür. Helyum reaksiyonunun ürettiği büyük miktarda enerjiyle çevresine gençlik günlerinde olduğundan çok daha fazla ısı yaymasına karşın, yüzey sıcaklığı çok geniş yüzey alanı nedeniyle gençlik günlerinin yarısına kadar düşmüştür. Bu da yıldızın artık daha kırmızı görünmesine neden olur. Sonrası ise bildik hikaye; helyumun yanması biter, karbon yakılmaya başlar, o biter oksijen yakılır; sırayla neon, silikon, kükürt vs diye sürer gider bu süreç. Ancak, Güneş’in kütlesi helyum ve karbondan sonra nükleer reaksiyonları sürdürecek kadar büyük değildir. Karbon süreci sonunda büyük ihtimalle dağılıp bir gezegenimsi bulutsu gösterisiyle, ömrünü beyaz bir cüce olarak tamamlayacak. "
http://www.kozmikanafor.com/gunesin-bugunu-ve-yarini/
omer-karanlik-profil5833
hidrojenden helyuma dönüşüm işleminde 2 hidrojen değil 4 hidrojen birleşir....2 hidrojenden 1 er proton ve elektron alır diğer 2 hidrojende ise elektronlar protona düşer ve nötron olur...
zaten helyum hidrojenden 4 kat daha ağır bir element...ama 4 hidrojen toplam ağırlığı 1 helyumdan daha fazla....
4 hidrojen → helyum-4 + 2 nötrino.
Bu süreç sonunda oluşan ürünlerin kütlesi, tepkimeye giren dört hidrojen atomunun kütlesinden daha azdır. Kütledeki bu azalma E = mc2 formülüne göre enerjiye dönüşür. Güneş'te meydana gelen çekirdek tepkimeleri ile her saniye yaklaşık dört milyon ton kütle enerjiye dönüşüyor. Toplam kütlesi yaklaşık 2 x 1030 kilogram olan Güneş'in yaklaşık 5 milyar yıl daha bu şekilde enerji üretmeye devam edeceği düşünülüyor.
kynk: http://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/gunes-enerjisinin-kaynagi-nedir
burtay-mutlu-shibumi-tr1695
Karanlık Profil!in verdiği linkte sayılar daha belirgin. Bu sitede, yazılmasına imkan olmaığı için mesela "10 üzeri 30" , (1030 ) olarak yansıyor.
Ayrıca bu birleşmenin aşamaları da kademe kademe konmuş...
Tübitak kökenli olduğu için (olumsuz şahsi düşüncelerime rağmen) hakem heyetinden geçtiğini düşünüp, verilere güveniyorum.
İşin kötü yanı; sayılarda, verilerde, kaç hidrojenin kaç helyum'a dönüştüğünde, çıkanların; Ne? ve Ne kadar? olduğunda genel olarak site takipçileri olarak "çuvalladık".... :-(
Arada doğru rakamlar veren oldu ama... Yazdıkları eridi gitti aralarda...
Sanırım salt kendi yazdıklarımızı gözden geçirme ve bilmsel açıklamalarla kıyaslama zamanı...
muzaffer-erdem5978
Değerli arkadaşlar ;
Yukarıda sözü edilen , tüm hesaplar ve bu hesaplara altlık olan verilerin GÜNEŞ ten nasıl elde edildiğini de belirtir ve belgelerseniz memnun olurum.
Saygılarımla.
Muzaffer Erdem
hic-kimseyle-tartismaz9132
Muzaffer bey; Size artık gerçeği açıklama vakti geldi.
Güneşe ulaşan ilk ekip, geminin soğutma sistemindeki bir arızadan dolayı öldü. Bunu örtbas ettiler. Zaten başarılı olsaydı dünyaya duyuracaklardı.
İkinci ekip ise kıyısına kadar yaklaştı ve ekvatorunu ölçtü. Güneş üzerindeki soğuk bölgeleri tespit edip, manyetik anaforların ve elektrik akımların en az olduğu yerleri tespit etti... Ayrıca güneşten kopan parçaları alıp; yoğunluğunu, içeriğini ve sonuçlarını gözlemlediler.
Hatta bu parçalardan bir kısmını dönüşte yakıt olarak kullanmışlar, başka bir kısmını da dünya ya getirmişler ama düşman eline geçmesin diye indirmemişler. Ay 'daki gizli üs'de tutuyorlarmış. Bir sonraki gezinin yakıt maliyetini azalttığı için üçüncü geziyi olanaklı kılmış...
Üçüncü gezide ise, güneş yüzeyine inmeden önce merkür üssünde üretilen ısıya dayanıklı platformları kullanmışlar.
İlk iniş süresi 38 dakika sürmüş. Bu arada güneşin düşük yoğunluğu sayesinde içine yolladıkları sondadan uzun süre bilgi alabilmişler... Bu sayede içi sıcaklığını, basıncını, radyasyon miktarını, hidrojen helyum dönüşümünü saptamışlar.
Ama en ilginç olanı güneşin kütle itim gücüne sahip olduğunun ve üzerine yaklaşan her şeye basınç uyguladığıı saptamışlar. Bu sayede ısı yüklenmiş fotonları da itiyormuş. O kadar güçlü ki, dünyaya ulaşıyorlar. Fakat dışında oluşan manyetik alanın, spiral auroadan nasıl dağıldığını tespit edememişler. Evet , efsanelerde anlatılan gibi bir şeyler varmış ama mekanizmayı çözememişler.
Ekip, beklenmedik bir kaz ile çalışmayı 38nci dakikada yarıda kesmiş. 2 kişiyi kaybederek, yüzeyden ayrılmışlar.
Sonuçlar gizli, çok gizli çünkü mevcut bilimsel verileri geçersiz kılıp, her şeye baştan başlamayı gerektiriyor. İnsanlık bunları öğrenmeye hazır değilmiş.
Ben mi nasıl öğrendim? Eğer olsaydı 4ncü veya 5nci seferdeki ekipte olacaktım. Ama artık gerek yok diyorlar.
Bu yüzden merak etmeyin belgeleyemeyecekler. Hiç bir belge, gözlem, araştırma yok ellerinde...
morgan-frei5424
Cahille Tartisilmaz,
Sundiver kitabi aklima geldi :)
muzaffer-erdem5978
:) gerçeklere bazan espri ile yaklaşmak da çok hoş oluyor.
Teşekkürler.
necmi-tufek7866
Bay Hiçkimse,
Aslında "boş ver" demiştim. İnsanlara gerçek olanı anlatmak bazen o kadar zor oluyor ki "boşver" diyorsunuz. "Bırak internette yazılanları gerçek sanıp kendilerini güvende hissetsinler. Ama aslında Kuantum fiziği çok daha güvenlidir ve parçacık düzeyinde geçerli olan gerçek fiziktir.
Kafanızın karışık olduğunu biliyorum. Biraz da ben rakamlarla oynayıp buna neden oldum. Şimdi sizi rahatlatayım. Yanlış bilmiyorsunuz. Güneş her saniye 4.6 milyon ton kütleye eşdeğer enerjiyi yayar. Güneşin kütlesi 10 üzeri 30 rakamıyla gösterilir ama bu gram cinsindendir. 4.6 yı da grama çevirirseniz 4 milyar rakamına ulaşırsınız. Bu rakamların hiç önemi olmadığını anlatmaya çalıştığım için karışık gibi görünüyor. Görelilik teorisi E=MC kare hesabıyla belirli bir kütlenin belirli bir enerjiye dönüştüğünü kabul eder ve o yüzden bir kütle azalması olduğu sonucuna varır. Tüm hesaplar gayet güzel uyumludur ve insanın kendisini güvende hissetmesini sağlar. "İşte, güneşin kütlesi şu kadar azalsa bile pek bir değişiklik olmaz diye düşünürsünüz.
Ama kuantum fiziği açısından bir gram bile kütle kaybı yoktur aslında ve bu daha güvenlidir sanırım.
Burada her fırsatta anlatmaya çalıştım.
Tüm özdeş parçacıklar aynı kütle, aynı spin, aynı elektrik yükü taşırlar. Bu yüzden doğa yedek parça sıkıntısı çekmez ve çok şükür bizler de bu yüzden varlık bulmuşuzdur. Şimdi; her parçacık aynı özellikleri taşıdığına göre ve füzyonda veya fisyonda kuark sayısı yani parçacık adedi değişmediğine göre kütle nasıl kaybedilir? (Karanlık profil, iki adet fazladan nötrino sistemden ayrılıyorsa bu da sadece foton düzeyinde bir ışımadır. Nötrinoların kütlesi ya yoktur ya da o kadar azdır ki bu hesaplarda yüzde anlamında denkleme girecek kadar bile ağırlıkları yoktur. Yani kütle kaybı rakamını açıklamazlar.)
Şimdi; Bir elektron bir foton soğurur. Enerji kazanır ve bu yüzden yörüngesini (yörüngesel momentum) bir uzaktaki orbitale taşır. Çünkü aynı yörüngede aynı momentumla kalamaz. Biz buna elektron kütle kazandı demeyiz. Aynı şekilde elektron foton yayınladığı zaman da bir yakın orbitale iner. Yine biz buna elektron kütle kaybetti demeyiz.
Yine şimdi; Reaksiyona giren parçacıklar (proton, nötron) daha ağır bir element oluşturdukları zaman bu yörüngeleri farklılaşır. Çünkü hemen hemen aynı hacmi daha fazla parçacık paylaşmak zorundadır. Momentum ve kütle-enerji durumlarını dengelemek için ışıma yoluyla enerji kaybederler.(Tüm parçacıklar foton soğurup yayınlayabilirler) Yani aynı elektron örneğinde olduğu gibi bir durum meydana gelir.
Peki o zaman biz buna niye kütle kaybı diyelim ki? Bu sadece enerji kaybıdır...
Tüm parçacıklar özdeştir. Kütleleri azalamaz, spinleri değişemez. Elektrik yükleri değişemez. Benim okuyup öğrendiğim kuantum fiziği bana durumu böyle açıklıyor. Güneşteki tüm parçacıklar adedini korumaktadırlar ve bu yüzden kütle kaybı da yoktur. Güneşin kütleçekimi her şeyin nedenidir ve bu sistemde bir enerji boşalması oluyorsa bu kütleçekimin yarattığı fazladan enerjinin boşalmasıdır.
Yani sonuçta, bir kütle azalmasından söz edilecekse bunun parçacık olarak kaybolması gerekmektedir. Öyle mevcut parçacıkların orasından, burasından traşlayamazsınız. Böyle bir şey yok.
Benim sistemi anlayışım bu... Şimdiye kadar kuantum fiziğini anlatmaya çalıştım ama gördüm ki pek başarılı olamamışım. İnsanlar internetten bir şeyler öğrenip burada paylaşıyorlar. Ama bu bilgiler çok eski ve sistemi açıklayamaz. Ben de artık doğrusunu söylemek gerekirse sıkıldım.
İsterseniz benim anlattıklarımı "saçma" diyebilirsiniz. Benim için fark etmez. Ben kendi açımdan bazı sonuçlara varmışımdır ve bu da bana yeterlidir. Zaten şimdiye kadar her konuda yazdım. Onları silmiyorum. Buna hakkım olmadığını biliyorum. Bir daha yazacağımı sanmıyorum zaten sanırım anlattıklarımı anlamışsınızdır. Bunu da yazmayacaktım, bazı kişiler zafer kazandıklarını sansınlar bırakayım demiştim ama size en azından nezaket icabı bunları yazmam gerekiyordu.
Saygılarımla, hoşçakalın...
omer-karanlik-profil5833
@necmi hocam;
4 hidrojen atomu = 4 proton + 4 elektron
1 helyum atomu = 2 proton + 2 elektron + 2 nötron
nötron protondan 0.14 daha ağır...
şimdi hidrojende proton kütlesini 10 elektron kütlesini 1 alırsak, 4 hidrojen 4 protondan 40, 4 elektrondan 4 kütle....4 adet hidrojenin kütlesi 44 eder...
helyumda da aynı hesabı yaparsak 20 kütle protondan 0.14 daha ağır olan 2 nötron 11.4+11.4=22.8 ve 2 elektron kütlesi 2 toplamda olması gereken helyum kütlesi 44.8 olması gerekir ama öyle değil helyum atomu 4 hidrojen atomunun toplamından daha hafiftir...işte kaybedilen kütle farkı burada 4 hidrojen birleşip 4 hidrojenin toplamında daha hafif olan helyum...
omer-karanlik-profil5833
hidrojen atomu= 1,008 g/mol
4 hidrojen atomu= 1,008 * 4 =4,032 g/mol
helyum = 4,002602 g/mol
0,029398 g/mol kütlesi doğrudan enerjiye çeviriliyor...
muzaffer-erdem5978
Değerli arkadaşlar;
Enerji hakkında görüşleriniz değiştiğinde , emin olun bilime bakışınız değişecek.
Rica ediyorum bilgilerinizi tekrar gözden geçirin.
Saygılarımla.
Muzaffer Erdem
kemal-bay-hickimse7261
@Necmi Bey, ben bu platform ile tanıştığımdan beri yazılarınızı en az 4-5 kez okurum. Çünkü geç anlıyorum fakat yazdıklarınızın mantıklı ve gerçekçi şeyler olduğunu farkedecek kadarda akıllı bir insanım. Şahsen buraya bir şeyler yazmam ve yazılanları okumamın tek sebebi kendi cehaletimi bir nebze olsa azaltmak. Evrene baktığım o küçük deliği sizin yazılarınız ile büyütüyorum bazen. Elbet yazdıklarınızı her zaman anlamıyorum, yalan söylemeyeceğim ama anlamadığım şeyleri araştırdıkça anlıyorum ve işte o zaman içimde anlamanın, çözmenin hazzı paha biçilemez oluyor.
Size tavsiye verecek seviye de değilim ama bir şey söyleme gerekirse;
Erdemli bir insansınız, o yüzden olduğunuzdan daha erdemli bir insan olun ve bilginizi, saygınızı hak etmeyen zihinleri " yoksayın " . Ve mümkünse de bilgilerinizi ve temeli bilime dayanan ya da dayanmayan özgün fikirlerinizi bizlere paylaşmaya devam edin.
necmi-tufek7866
Karanlık Profil,
Proton elektrondan 2.000 kat daha ağırdır. Bu temel bilgidir.
Hesap yaparken enerji hesabı yapmayın. Kuark adedini sayacaksınız. Önemli olan kuarklardır. Parçacıklara kütle ve spin sağlayan kuarktır. Geri kalan fazlalıklar enerjidir. Yani hareket ve ısıdır.
Aklıma gelmişken; E=MC kare hesabı parçacık hızlandırıcılarındaki çarpışmalarda doğru sonuç verir. Çünkü denklemde momentum yoktur. Hızlandırılan parçacıklar yörüngede hızlandırılırlar ve karşılıklı yörüngesel momentumları çarpıştıklarında sıfır olur ve denklem çalışır.
Ama, güneşteki hesaplarda bu denklem işe yaramaz. Çünkü olaya momentumlar girmek zorundadır. O zaman da işin içinden çıkamazsınız.
Daha fazla sormazsanız sevinirim. Bilgisayarı kapamak istiyorum ve tabii biraz da tatil yapmak...
Sizinle de pek çok paylaşım yaptık. Kendi kendinize bir şeyler geliştirmeniz çok güzel. Ama bir şey söylemem gerekiyor; Bir teori geliştirebilirsiniz. Ama onu korumaya kalkmamalısınız. Aksine kusurunu aramalısınız. Çünkü her fiziksel teorinin bir kusuru olmak zorundadır. Eğer siz bulamazsanız başkaları bulur ve bu sizi üzer.
Sevgi ve saygılarımla,
Hoşçakalın...
hic-kimseyle-tartismaz9132
"Bir teori geliştirebilirsiniz. Ama onu korumaya kalkmamalısınız. Aksine kusurunu aramalısınız. Çünkü her fiziksel teorinin bir kusuru olmak zorundadır." Mükemmel...
yasin-yasin9016
Necmi hocam zaman zaman yazilarinizi okuyorum ve yazdiklarinizdan faydalanmaya calisiyorum topluma fayda saglayacak bilgi birkimine sahip hic bir insan bu bilgiyi kendinde sakli tutma hakina sahip degil tabi insanligin faydasi icin ortaya cikip sonra yikim kan savas teklonijisi olarak felaketlere neden olan bilgiler haric.
burda yada başka yerde yazmanizi isterim sizden necmi hocam saygilarimla iyi tatiller
omer-karanlik-profil5833
necmi hocam; yazdıklarım size karşı değil aksine yazılı düşünüyorum :)
hidrojenden helyuma geçerken ki kütle kaybının sebebini anlamaya çalışıyorum...
proton = 2 üst 1 alt kuark
nötron = 1 üst 2 alt kuark
sanırım bu kuark birleşimi(dönüşü)nde bir kayıp var gibi_?
necmi-tufek7866
Karanlık profil,
Ben sizin iyi niyetli olduğunuzu zaten biliyorum. Sadece öğrenmek istediğiniz için yazdığınızı da biliyorum. Endişe etmeyin. Şimdi en azından sizin bir şeyler anladığınızı görüyorum ve işte beni motive eden şey bu. Teşekkür ederim...
Leptonlar da farklı bir kütle çeşididir. Zayıf kuvvetin nedenidirler. Yapıları henüz çözülebilmiş değildir. Ya da, Yasin Yasin arkadaşımızın değindiği gibi kurcalanması istenmeyen malzeme sınıfındadırlar. (Zayıf kuvvetten etkilenen parçacıklar; elektron, nötron ve nötrinolardır. Nötronun yavaş bozunmasına neden olan da işte bu elektron yüzünden bünyesinde oluşan "acaiplik" yüküdür.)
Şimdi; Proton, elektron ile kaynaşıp nötron oluşturur. (Elektron leptondur.) Nötron oluşumu sırasında protondaki kuarklardan biri elektronun kütle değerinin bir kısmını alıp (u) kuarktan (d) kuark haline geçer. Bu arada ortaya çıkan nötrino (Elektron nötrinosudur) geri kalan çok minik kütle değerini alır ve sistemden kaçar. (Bu durum da çok net değildir.) Parçacıkların kütle çizelgesine bakarsanız orada nötronun kütlesi ile protonun kütlesi arasındaki farkı görebilir ve elektronun kütlesiyle birlikte ne kadar bir fark olduğunu hesaplayabilirsiniz.
Yani, reaksiyon sonucunda kuark sayısı değişmemiştir. Kütle değeri de değişmemiştir. Sadece bir kuarkın çeşnisi değişmiştir. Atomun toplam ağırlığı da yine aynıdır. (Nötrinonun götürdüğü enerjiyi isterseniz kütle azalması olarak düşünebilirsiniz ama o kadar küçük bir değerdir ki hesaplarda yekün teşkil edecek bir ağırlık değildir. Ayrıca bu kayıp gibi görünen değer zaten daralan hacimdeki parçacıkların hareketlerinin artması nedeniyle potansiyel olarak (hızdan dolayı kütle değeri olarak) karşılanmaktadır.) Yani hiç kayıp kütle yoktur aslında.
Sonuçta Güneş sahip olduğu malzemeyi sıkıştırarak ısınmasını, sıcaklığın yükselmesi de nükleer reaksiyonu sağlar. Ortaya çıkan ışık ve ısı fazlalığı dışarıya saçılır. Ama kütlesi olan bir parçacığı dışarıya bırakmaz. Bu yüzden de kütle kaybetmez. Kaybedilen enerjidir ve o da güneşin kütleçekimi sayesinde devamlı olarak üretilmektedir. (Kaybettiğinden daha fazla olarak)
Yasin Yasin,
Bilgiyi saklı tutma hakkının kimsede olmaması gerektiği konusunda sizinle aynı fikirdeyim. Ama bunu da insanlara zorla vermek mümkün değildir. Eğer alırlarsa verebilirsiniz. Almıyorlarsa o zaman sizin için boşa çaba ve üzüntü olur, motivasyon,istek kalmaz. Beni anladığınızı sanıyorum.
Teşekkür ederim...